ANAYASA MAHKEMESİNİN 28 NİSAN 2020 TARİHLİ "GÜVENLİK SORUŞTURMASINDA KİŞİSEL VERİLERİN KULLANILMASI " İLE İLGİLİ KARARININ ETKİLERİ

ANAYASA MAHKEMESİNİN 28 NİSAN 2020 TARİHLİ
ANAYASA MAHKEMESİNİN 28 NİSAN 2020 TARİHLİ "GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI YAPMAKLA GÖREVLİ BİRİMLERİN KİŞİSEL VERİLERE ULAŞMASINI ÖNGÖREN KURALIN" İPTALİ KARARININ ETKİLERİ
 
 
Anayasa Mahkemesi, 28 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 19/2/2020 Tarihli ve E: 2018/163, K: 2020/13 Sayılı Kararında, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrası iptal edilmiştir. 
 
İptal edilen fıkra: "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir." şeklindedir.
 
Söz konusu hükümle, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, tutulan kayıtlara ulaşmaya, ve mahkeme kararlarını almaya yetkili oldukları hükme bağlanmaktaydı.
 
Anayasa Mahkemesi  kararında; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğinde olduğunu, dava konusu kuralın güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kişilerin kişisel veri niteliğindeki özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınmasına, hakkındaki suç işlediğine dair iddiaların değerlendirildiği Cumhuriyet savcılığı,  hâkim veya mahkeme kararlarının tutulduğu kayıtlara ulaşılmasına ve bu kayıtların kullanılmasına imkân tanıması nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirdiğini belirtmiştir.
 
Anayasa Mahkemesi ayrıca dava konusu kuralla ilgili "güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin hangi koşullarla saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine,  silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.  Bu nedenle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik temel ilke ve güvencelere kanunda yer verilmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığı" değerlendirmesinde bulunmuştur.
 
Anayasa Mahkemesi açıklanan nedenlerle, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, bu kapsamda bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesi ve 231. maddesinin kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkili olduklarını öngören kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
 
Anayasa Mahkemesinin "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapmakla Görevli Birimlerin Kişisel Verilere Ulaşmasını Öngören Kuralın" İptal  Kararı Ne Anlama Gelmektedir?
 
Bilindiği üzere yaklaşık 5  ay önce,  657 sayılı Yasa'nın 48. Maddesi gereği Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan  genel  şartlardan olan  güvenlik soruşturması olumlu olmak şartı,  29.11.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.07.2019 tarih ve  E:2018/73, K:2019/65 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmişti. Bu karar sonucunda güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ataması yapılmayanlar ve meslekten çıkarılanlar hakkında devam eden davalarda mahkemeler, dava konusu işlemlerin yasal dayanağı ortadan kalktığı gerekçesiyle  iptal kararları vermeye başlamıştır. Ancak 657'ye tabi olmayan veya  özel mevzuatında güvenlik soruşturması şartı bulunan asker, polis vb. meslek grupları hakkında güvenlik soruşturması nedeniyle meslekten çıkarma işlemleri devam etmektedir. 
 
Anayasa Mahkemesinin bu son kararı ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin yetkisi dahilinde olan,
 
- Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge alma,
 
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. Maddesi (Kamu davasının açılmasının ertelenmesi) ve 231. Maddesinin (Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması)  kapsamında tutulan kayıtlara ulaşma,
 
-Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararları alma,
 
- Kesinleşmiş mahkeme kararlarına ulaşma hususlarını öngören kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
 
Güvenlik soruşturmalarının olumsuz sonuçlanma nedenleri, genellikle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin kişi hakkında temin ettiği bilgi notlarına  dayanmaktadır. Bilgi notları da yukarı da öngörülen yetkiler kapsamında ilgili kayıtlardan temin edilmekteydi. Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla birlikte idare tarafından yeni düzenlemeler yapılana  kadar  güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinde HAGB, erteleme, mahkeme kararları, soruşturma sonuçları gibi yukarıda belirtilen kayıtlara ulaşılması mümkün  olmayacaktır. Eğer bu kayıtlara istinaden işlem yapılırsa da yapılacak işlem hukuka aykırı olacaktır. Geçmişte bu kayıtlara istinaden sonuçlandırılan güvenlik soruşturmalarının  da hukuka aykırı olduğunun kabul edilmesi gerekecektir.
 
Söz konusu iptal kararının,  önceki güvenlik soruşturması iptal kararında olduğu gibi yapılan, yapılmakta olan veya yapılacak olan  güvenlik soruşturmaları ile  bu konuyla ilgili devam eden davalara etkisinin olacağı şüphesizdir.
 
İdare, kanunla düzenlenmemiş bir alanda faaliyette bulunmayacağı gibi, faaliyette bulunabilmesi için de kanundan aldığı bir yetkiye sahip olması gerekmektedir.  Başlangıçta var olan bir yasa hükmüne dayalı olarak kullanılan bir yetkinin yasal dayanağının hukuka aykırılığı nedeniyle sonradan ortadan kalkması, bu yasal yetkiye dayalı olarak gerçekleşen faaliyetlerin, tesis edilmiş olan işlemlerin zincirleme olarak sakatlanmasına, temelden çökmesine neden olur. Görevli Birimlerin kişilerin kişisel verilere ulaşarak kişi hakkında işlem tesis etmesinin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır.
 
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29.05.2017 tarih ve E:2016/852, K:2017/2326 sayılı kararında "Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların  Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya  aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır." denilmiştir. 
 
Danıştay 12. İdari Dava Dairesi'nin 27.03.2019 tarih ve E:2018/4273, K:2019/2283 sayılı kararında "Anayasanın  153.  maddesinin  3.  fıkrası "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi  İçtüzüğü  ya  da bunların hükümleri,  iptal  kararlarının  Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi  iptal  hükmünün  yürürlüğe  gireceği tarihi ayrıca  kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; 5. fıkrası ise,  "İptal  kararları  geriye yürümez."  kuralını taşımaktaysa da, Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya  da bunların  belirli  hükümlerinin  Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı  saptanmış  olan  kurallara  göre  görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve  hukuk  devleti  ilkesine  aykırı  düşeceği için  uygun görülemez." denilerek bu durumun açıkça ifade edildiği görülmektedir. 
 
Yukarıda yer verilen karardan da anlaşılacağı üzere Danıştay’ın bu konu hakkındaki görüşü; Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun hükümlerine ilişkin iptal hükmünün hukuki sonuçlarının; söz konusu hükümlerin yürürlükte bulunduğu dönemlerde açılmış bulunan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı tesis edildiği dönemde halen derdest haldeki davalarda uygulanması yönündedir.
 
Güvenlik soruşturması nedeniyle davası devam eden müvekkillerin dosyalarına Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması talepli ek beyan sunulacaktır.
 
Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlananların hukuki yardım almasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler iletişim bölümünde yer alan e-posta adresi ve telefon numaraları vasıtasıyla hukuk büromuzla irtibata geçebilirler.
 

Güvenlik Soruşturması  olumsuz çıkanlar hakkındaki Emsal Kararlara ve Makalelere aşağıdaki  linklerden ulaşabilirsiniz. 

 

Güvenlik Soruşturması  Olumsuz Çıkanlar Hakkında Emsal Kararlar

 

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması ile İlgili Makaleler

Dökümanlar