Sicilde Şekil Unsuru

Emsal Karar 1

ÖZETİ: 01.07.2003 tarihinde 1 inci sicil üstünce kanaat değişikliği nedeniyle düzenlenen sicil işleminde; 2 ve 3 nci sicil üstlerinin de bu işleme katılmasında ve sicil belgesinin tekemmülü için J. Gn. K.lığına gönderilmesinde zaruret bulunmakta olup bu hususlara riayet edilmeden düzenlenen sicil işlemi, hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.  
   
Davacı vekili, 07.11.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ile 08.03.2004 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok başarılı bir meslek safahatı olduğunu, babasının rahatsızlığı nedeniyle izin isteyince 1 nci sicil üstü olan Tb.K.nın izin vermemesi üzerine müvekkilinin Alay Komutanından izin istemesi ve izne gitmesi nedeniyle 1 nci sicil üstünün müvekkiline olumsuz tavır takındığını ve 2003 yılı sicilinin sicil üstleri tarafından sübjektif bir değerlendirme ile düşük verildiğini ayrıca 01.07.2003 tarihinde tebliği edilen kanaat değişikliğinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 2003 yılı sicillerinin ve 01.07.2003 tarihli “kanaat değişikliği”nin iptalini talep ve dava etmiştir.  
Dava dosyası ile davacının getirtilen özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; 1997 yılından itibaren sicil almaya başlayan  davacının genel sicil alma eğiliminin iyi ve çok iyi seviyelerinde olduğu, dava konusu 2003 yılı sicil döneminde 1nci sicil üstü tarafından 02.05.2003 tarihinde çok iyi seviyesinin üst düzeylerinde sicil notuyla takdir edildiği, menfi kanaat sonucunu doğuracak şekilde kıstas işaretlemesi yapılmadığı, 2nci sicil üstünce 26.03.2003 tarihli ayrılış siciliyle  iyi seviyesinin üst düzeylerinde sicil notuyla takdir edildiği, menfi kanaat sonucunu doğuracak şekilde kıstas işaretlemesi yapılmadığı, 02.05.2003 tarihinde ise 2nci sicil üstünün henüz kanaat edinemediği, 01.07.2003 tarihinde görevden ayrılan 1nci sicil üstünce kanaat değişikliği nedeniyle yeniden sicil belgesi tanzim edilip fotokopisinin özlük dosyasında muhafaza edilerek aslının 2nci sicil üstüne gönderildiği ancak J.Gn.K.’lığına bu sicil belgesinin ulaşmadığı ve işlem görmediği dolayısıyla tekemmül etmediği, dava konusu 2003 yılında 1 adet olmak üzere meslek hayatı boyunca toplam 9 adet takdirle taltif edildiği, 15.11.1999 tarihli uyarı, 23.03.1999 tarihli “uyarı”; 20.06.2000 tarihli “uyarı”; 14.06.1999 tarihli “Gizli Tebligat”; 17.05.2004 tarihli “Uyarı” disiplin cezalarının bulunduğu görülmektedir.  
Subay Sicil Yönetmeliğinin “Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 5 nci maddesinde, “Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük  ve   komutanlığın en  önemli  olan  özel  yetkilerinden  birini  kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden bir başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima göz önünde bulundurulur...Düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre sicil üstleri hakkında hüküm verilir.” denmektedir.  
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak  kullanılıp  
kullanılmadığı,  bu  yetkinin  kullanımında  hukuka   aykırı  bir  durumun  bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4ncü madde ve fıkrasında, “takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği” belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.  
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok  yüksek   sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.  
Yukarıda  getirilen ölçütler ile kanaat değişikliği nedeniyle düzenlenmiş olanı hariç olmak üzere dava konusu sicil işlemi değerlendirildiğinde;  2003 yılında her iki  sicil üstünce davacıya takdir olunan sicil notlarının, davacının başarılı sicil safahatı ile uyum içinde olduğu, bariz bir sapma göstermediği, objektif bir değerlendirmeye dayalı sicil olduğu, birkaç puanlık farkların sicil üstlerinin takdir alanına tekabül ettiği,takdir yetkisinin eşit, adil ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı görülmektedir.  
01.07.2003 tarihli kanaat değişikliği sicilinin incelenmesine gelince Subay Sicil Yönetmeliğinin,sicil belgelerinin düzenlenme ve gönderilme zamanları başlıklı 26ncı maddesi;  
“Sicil belgeleri, sicil üstlerince 2 Mayıs tarihi itibarıyla düzenlenir ve gerekli işlemlerin yapılmasını müteakip, en az tugay ve eşidi birlik ve kurumlar tarafından 30 Mayıs tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarında bulundurulur.  
Terfi sırasında bulunan general ve amiraller ile albayların sicilleri, sicil üstlerince ancak, 1 Nisan tarihi itibarıyla düzenlenir, en geç 30 Nisan tarihinde bu Yönetmeliğin 24 ncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen personel başkanlıklarında bulundurulur. Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığınca uygun görüldüğü takdirde, durum ve ihtiyaca göre sicil belgelerinin düzenlenme tarihleri değiştirilebilir.   
Bu tarihlere göre düzenlenen siciller, o yılın 30 Ağustos tarihinde düzenlenmiş kabul edilir. Bu Yönetmeliğin 102 nci maddesine göre sicil üstünün kanaatinin değişmesi veya disiplinsizlik ve ahlâkî durumlar nedeniyle düzenlenecek siciller hariç olmak üzere, sicil düzenleme tarihi ile o yılın 30 Ağustos tarihi arasındaki sürede, o yıl için ayrıca sicil belgesi düzenlenmez.  
........”  
Özlük dosyasının ve ikinci sicil üstünce muhafaza edilen sicil belgeleri dosyasının açılması başlıklı 95nci maddesi;  
“Muvazzaf subayların her birine, subaylığa  nasıpta ikişer adet özlük dosyası açılır. Birinci sicil üstü, o yıla ait  sicil düzenleme zamanında niteliklere ait işaretleri ve kanaatlerini  
sicil belgesine yazar ve müteakiben sicil belgesini fotokopi veya suret ile çoğaltarak onaylar ve personelin şahsî dosyasına koyar. Belgenin aslını ikinci sicil üstüne gönderir. İkinci sicil üstü, sicil belgesinde değerlendirmesini yaptıktan sonra, sicil belgesinin fotokopisini veya suretini alır, onaylar ve “İkinci  sicil üstünde muhafaza edilen sicil belgeleri dosyası” adı altında bir  dosyaya koyar ve sicil belgesinin aslını üçüncü sicil üstüne gönderir. Üçüncü sicil üstleri, sicil düzenlemek istedikleri takdirde, doğrudan  doğruya sicil belgesindeki kendilerine  ait haneye yazarlar.  
Sicil belgeleri ile fotokopileri veya suretlerindeki değerlendirme ve kanaatler birbirinden farklı olamaz. Farklılık var ise, sicil belgelerinin aslı geçerli sayılır. Sicil belgelerinin fotokopi veya suretinde, asıllarında bulunmayan menfi veya müspet işaretlemeler ve değerlendirmeler ile kanaatler, personelin lehine veya aleyhine herhangi bir işleme tâbi tutulmaz ve geçerli sayılmaz.”  
Ayrılma halinde sicil belgelerine  yapılacak işlem başlıklı 102 nci maddesi de ;  
“Ayrılma hâlinde sicil belgelerine aşağıdaki işlem yapılır :  
..........  
(2) 2 Mayıs - 30 Ağustos tarihleri arasında görevinden ayrılan subayların sicil belgelerine yapılacak işlem aşağıda belirtilmiştir :  
2 Mayıs - 30 Ağustos tarihleri arasında görevinden ayrılanlar için sicil düzenlenmez. Ancak sicil üstü kanaatinde bir değişiklik varsa bu Yönetmeliğin 24ncü maddesi esaslarına göre bir sicil belgesi düzenler ve sicil belgesine, kanaatlerindeki değişikliğe neden olan hususları gerekçeleri ile beraber yazarak, sicil belgesini bir üst sicil üstüne gönderir. Bir üst sicil üstü de, bu Yönetmeliğin 24ncü maddesi esaslarına göre kendi hanesini doldurur ve üçüncü sicil üstüne gönderir.  
Üçüncü sicil üstü, birinci veya ikinci sicil üstleri tarafından tanzim edilen ayrılış sicil belgesindeki kendi hanesine mutlaka nitelikleri işaretler ve kanaatlerini yazar. Bu şekilde tanzim edilen sicil belgeleri, en az tugay ve eşidi birlik ve kurumlar tarafından toplanarak, kuvvet komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderilir.  
(3) Haklarında ayrılış sicil belgesi tanzim edilen subayların o yıl ki sicil notu, o yıl için tanzim edilen sicil belgesindeki not ortalaması ile ayrılış sicil belgesindeki not ortalamasının toplamının ortalamasından elde edilen nottur. Ayrılış sicilinin ikinci sicil üstünden başlanarak verilmesi hâlinde, ayrılış sicil belgesindeki not ortalamasının hesaplanmasında, birinci sicil üstünün o yıl için daha önce düzenlediği sicil belgesindeki not esas alınır.  
..........”  hükümlerine amir bulunmaktadır.  
Belirtilen mevzuat uyarınca 01.07.2003 tarihinde 1nci sicil üstünce düzenlenen kanaat değişikliği sicil işleminin; 2 ve 3 ncü sicil üstlerince de sicil düzenlenmesinin zaruri olmasına karşın bu işlemin yapılmayarak sicil belgesinin J.Gn.K.lığına gönderilmemesi neticesinde tekemmül etmemiş işlem olması nedeniyle iptale konu olamayacağı düşünülebilirse de, sicil defterine yazılı olan olumsuz kanaatin J.Gn.K.lığına gönderilmediğini daha sonraki sicil üstlerinin bilemeyeceği  ve menfi kanaat sonucunu doğuracak şekilde kıstas işaretlemesi de içeren bu sicil işleminden olumsuz yönde etkilenebileceğinden dolayı iptal davasına konu 
olabileceği değerlendirilerek, Subay Sicil Yönetmeliğinin 26, 95 ve 103 maddelerinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak düzenlenmediğinden tekemmül etmemiş sicil işleminin  hükümsüz olduğu sonucuna varılmıştır. 
Açıklanan nedenlerle;  
1- 1nci sicil üstünce 01.07.2003 tarihinde düzenlenen  ve tekemmül etmemiş sicil işleminin  hükümsüzlüğünden İPTALİNE,  
   
2- 02.05.2003 tarihli 1nci sicil üstü ile 26.03.2003 tarihli 2nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali istemlerinin REDDİNE, 
   
(AYİM 1. D. 09.11.2004; E.2003/1526, K.2004/1164)

 

Emsal Karar 2

SİCİLDE ŞEKİL VE YETKİ UNSURU 
ÖZETİ: Atandığı görev yerinde çalıştırılmayarak kadrosu bulunmayan kantin başkanlığında görevlendirilen davacı astsubaya disiplin ve görev performansını gözleyerek değerlendirebilme durumunda olan, fiilen birlikte görev yaptığı sicil üstlerince sicil düzenlenmesi gerekirken, atamalı olduğu ancak fiilen görev yapmadığı sicil üstlerince düzenlenen  sicil işlemi yetki yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.  
  
Davacı, 03 Temmuz 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; çok başarılı bir meslek safahatı olduğunu, 2002 ve 2003 yılı sicil dönemlerinde 1 nci Komd. Tug. K. lığının 15.12.2000 ve 23.12.2002 tarihli emirleri gereğince Sosyal Tesisler Müdürlüğü emrinde görev yapmış olmasına karşın birlikte hiç görev yapmadıkları halde atama görev yerine göre 1 nci sicil üstü konumunda olan Ord. Bl. K.’nın ve 2 nci sicil üstü konumunda olan Ds. Kt.K. nın kendisine yetkisiz ve haksız olarak düşük sicil verdiklerini iddia ederek; 2002 ve 2003 yılına ait 1 ve 2 nci sicil üstü sicillerinin iptali  istemi ile dava açmıştır. 
Dava dosyası ile getirtilen özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 1983 yılında Astsubay Çavuş nasbedilen davacının 1984 yılından itibaren sicil almaya başladığı, genelde yükselen, ortalamaları yüksek seviyede olan bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 2002 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notunun çok iyi seviyesine yakın iyi seviyesinde olduğu, dava konusu 2003 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının ise; mükemmel seviyesine yakın çok iyi seviyede olduğu, dava konusu sicil dönemlerinde sicil üstlerinin kıstaslar dışında ayrıca kanaat belirtmedikleri, sicil dönemlerinde takdirlerinin bulunduğu, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı, ayrıca davacının 2002 yılı sicil notunun, KKK.lığı Sicil Değerlendirme ve Denetleme Kurulu tarafından incelendiği, 19.6.2002 tarihli 2002/Astsb.98 sayılı kararı ile sicil notunun “İptaline Gerek Olmadığına” OYBİRLİĞİ  ile karar verildiği, meslek safahatı boyunca ise; 2003 yılı sicil dönemi dahil toplam; değişik sicil üstleri tarafından, 2 adet Şerit Rozeti, 4 adet Para Ödülü ve 35 adet Takdirname ile takdir edildiği, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı  görülmektedir. 
Davacı, 2002 ve 2003  yılı siciline “yetki” unsuru bakımından itirazda bulunduğundan; bu yönde yapılan incelemede, davacının 2002 ve 2003 yılı sicil belgelerinde herhangi bir görevlendirme yazısının eklenmediği, ancak davacının dilekçesi ekinde bulunan belgeler, davacının atanmış olduğu 1 nci Kom. Tug. Ds. Kt. Ord. Bl. K.lığı emrinde değil, 1. Kom. Tug. Sosyal Tesisler Müdürlüğü emrinde Kantin Kasa Sorumlusu olarak görev yaptığını göstermektedir. Bu husus 1 nci Kom. Tug. K.lığının görevlendirme konulu 15 Aralık 2000 tarihli emri ile ekindeki görevlendirme çizelgesinden, aynı Komutanlığın 16.12.2002 tarihli “Askeri Kantin Heyeti Seçimi” konulu emrinden ve eklerinden, yine aynı Komutanlığın 23.12.2002 tarihli “Görevlendirme” konulu emri ile ekindeki listeden, 1 nci Kom. Tug. Sosyal Tesisler Müdürlüğünün “Subay-Astsubay Sicil Kanaat Belgeleri” konulu 01 Şubat 2002 tarihli yazısı ile ekindeki çizelgeden açıkça anlaşılmaktadır. 
Yukarıda bulunan belgeler incelediğinde;  KKK.lığı  1 nci Komando Tugay Komutanlığının 15 Aralık 2000 ve 23 Aralık  2002 tarihli yazıları  ile “Geçici görevlendirme emri çıkan personelden; kadro kuruluşu olan birlik ve kurumlara görevlendirilen personelin kıt'a özlük dosyaları yeni birlik ve kurum amirliklerine ilgi yönetmeliğe göre "Görevden Ayrılış" sicil verilerek işlem yapılmasını müteakip gönderilecektir. Müteakip dönemdeki sicil işlemleri yeni görevlendirildikleri birlik ve kurum amirlerince yapılacaktır. Kadro kuruluşu bulunmayan 
yerlere görevlendirilen (Kantin Bşk.lığı) personelin kıt'a özlük dosyası gönderilmeyecektir. Sicil işlemleri atamalı oldukları veya görevlendirildikleri eski kurum ve amirliklerince yapılacaktır. Ancak; sicil döneminde yeni görevlendirildikleri birlik ve kurumlardaki sicil amirlerince kanaat belgesi doldurulacak ve görevlendirildiği eski birlik ve kurumdaki sicil amirlerine gönderilmek suretiyle sicil düzenlenecektir.” hükmü amirdir. Bu noktada  çözüme kavuşturulması  gereken  husus;  atandığı kadro yerinde  çalıştırılmayıp davamızda  olduğu gibi kadrosu bulunmayan yerlerde zorunlu/geçici  görevlendirilen  personele hangi sicil  üstlerinin sicil vereceği konusu oluşturmaktadır.  
Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 5 ve 9 ncu madde hükümlerine göre;  
Bir astsubay hakkında sicil düzenlenebilmesi için astsubay ile sicil verecek amirin sicil döneminde birlikte en az üç ay fiilen görev yapması gerekmektedir. Ancak sicil süresi içinde kurs, izin, üç aydan az süreli geçici görev istirahat, hastane ve hava değişimi gibi yasal mazeret sürelerinin toplam olarak bir ayı fiili görevden sayılır. Kıt’a görevine atanan astsubaylar atandıkları görev yeri dışında çalıştırılamazlar. Ancak zorunlu olarak görevlendirme durumlarında yetkili sicil üstleri geçici olarak görevlendirilen yerdeki sicil üstleridir.  
Sicil  üstleri; emri altındakiler hakkında sicil  düzenlerken; üstlük ve  komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden  birini kullanırlar. 
Sicil üstleri; bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki  nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdanî kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum, ehliyetli olmayanların lâyık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissî ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden bir başka personelin hakkını ihlâl edeceği , daima göz  önünde bulundurulur. 
Sicil üstleri, haklarında sicil düzenleyecekleri astsubayları iyi tanımak zorundadırlar. Bu nedenle, haklarında sicil düzenleneceklerin, günlük eğitim ve çalışmalarını, tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, sicil belgesinde yazılı diğer hususları aralıksız izleyerek; yapacakları haberli ve habersiz denetlemeler, özel yazılı veya sözlü sınavlar, verecekleri özel görevler, çeşitli tatbikat ve  manevralardaki tutum ve durumu ile de yeterlik ve yetenekleri hakkında tam bir kanaat edinmeye  çalışırlar. Maiyetini çok kısa zamanda gerçek durumu ile tanıyabilmek ve onun yeteneklerini ölçebilmek imkânına sahip olan komutan  veya âmirin,  iyi bir  lider olduğu  şüphe götürmez bir gerçektir. Düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre sicil üstleri hakkında hüküm verilir. 
Birinci sicil üstleri, astları hakkında mutlak kanaat sahibi olmaktan sorumludurlar. Daha üst sicil üstlerinin kanaat sahibi olmaları şahsî becerilerine, çalışma şartlarına, kuruluş bağlantısına ve görev fonksiyonlarına bağlıdır. 
Değerlendirme sisteminin en büyük özelliği geri besleme imkânı vermesidir. Özellikle şahsa yapılacak geri beslemede; liderlik, açık yüreklilik, gelenek, örf ve âdetler, insan psikolojisi ve çağdaş iletişim teknikleri gibi temel kavramların çok iyi kullanılması her seviyedeki sicil üstlerinin temel sorumluluğudur. 
Sicillerde görülen  eksiklikler veya bu Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmemiş siciller, sicil üstleri tarafından gerektiğinde imza, işaret ve kanaat hariç olmak üzere, geri çevrilmeyerek düzeltilir ve ilgili sicil üstüne bilgi verilir. 
Yukarıda açıklanan  mevzuat hükümlerine göre,  sicil alacak personele,  disiplin ve görev  performansını, gözetleyerek  değerlendirebilme durumunda olan, fiilen birlikte görev yaptığı sicil üstlerince sicil düzenlenmesi  gerektiği  açık bir şekilde  görülmektedir. Dolayısıyla  davacının atandığı görev yerinde çalıştırılmayarak  kadrosu bulunmayan kantin başkanlığında  görevlendirilmesi neticesinde  görev yaptığı kantindeki  sıralı sicil üstlerince  hakkında sicil düzenlenmesi  gerekirken,  atamalı olduğu kadro  yerinde bulunan  ve  Astsb.Sicil Yönetmeliğinin  5 nci maddesinde belirtilen  şekilde  kendisini  değerlendirme  imkanı bulunmayan sicil üstlerince  düzenlenen  2002  ve 2003 yılı sicillerinin yetki unsuru yönünden  hukuka aykırı olduğu sonucuna  varılmıştır.    
             
Açıklanan nedenlerle; 
  
1. Yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bulunan 2002 ve 2003 yılı sıralı sicil üstü sicil işlemlerinin  sicil işleminin İPTALİNE,  
  
(AYİM 1.D. 17.2.2004; E.2004/223, K.2004/213) 
 

Emsal Karar 3

ÖZETİ: Davacı Astsubaya 1 nci sicil üstü olarak Tugay Kurmay Başkanınca sicil düzenlenmesi gerekirken Batarya Komutanınca düzenlenen sicil yetki yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.  
  
Davacı vekili, 26.02.2003 tarihinde AYİM’de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  1996  yılı  genel  atamalarıyla   41 nci P.Tug.Top.Tb. 4 ncü Bt.Bt.Sb.   görevine atandığını, 41 nci P.Tug.nın aynı yıl Ağustos ayında 4 ncü Komd.Tug. adını aldığını, Bataryanın karargahının ve bir kısmının Sütlüce/TUNCELİ’de konuşlanmış olduğunu, kendisinin ise Meydan Sırtı/TUNCELİ’de konuşlanan kısma komuta ettiğini, mesafenin uzak olması nedeniyle iki ayrı birlik gibi çalıştıklarını, ancak Tug.Kh.na yakın olması nedeniyle emir ve talimatları Tug.K.lığından almasına ve tüm özlük hakları ve sağlık gibi işlemlerinin doğrudan Tug.K.lığı tarafından yürütülmesine ve Tug.K.lığının 11 Ağustos 1997 tarihli mesaj emri ile, kısmının Kur.Bşk.na bağlanmış olmasına karşın, Bt.K.nın fiili olarak hiç birlikte çalışmadıkları halde kendisine 1 nci sicil üstü olarak yetkisiz sicil verdiğini belirterek, 1997 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstü sicil notları ile olumsuz kanaatlerin iptali istemiyle bu davayı açmıştır.  
Dava dosyası, davacıya ait Kuvvet Komutanlığı ve Kıt’a özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; 30.08.1993 tarihinde Teğmen olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının sicil notlarının genelde çok yüksek seviyede olduğu, sicil safahatınca 4 kez şerit rozet ve 32 kez takdir ile taltif edildiği, herhangi bir ceza ve ikazının olmadığı, 1997 ve 1998 yılları sicil notlarının çok yüksek seviyede olduğu, sicil üstlerince olumlu kanaatler belirtildiği, 1997 yılı sicil döneminde 4 kez takdir verildiği, 1998 yılı sicil döneminde takdirinin olmadığı görülmektedir.  
Davacı, 1997 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstü siciline “yetki” unsuru bakımından itirazda bulunduğundan; bu yönde yapılan incelemede, davacının 1997 yılı sicil döneminde 4 ncü Komd.Tug. 4 ncü Ob.Bt.Bt.Sb.lığı görevine atandığı, 1998 yılı sicil döneminde ise 12 nci Mknz.P.Tug.Top.Tb. 1 nci Bt.Bt. Atış Sb. V.liği görevine atandığı, 8 nci Kor.K.lığının 04.06.1997 gün ve HRK:0931-988-97/İGHM (1003) sayılı Topçu Birliklerinin Teşkilat Yapılarının Yeniden Düzenlenmesi konulu emri gereği davacının görev yaptığı 1 nci Bt.nın 1998 yılı sicil döneminde 4 ncü Komd.Tug.K.lığı emrine verildiği, davacının 1997 ve 1998 yılı sicil dönemlerinde asıl atanmış olduğu görevlerde değil, aynı bataryanın (4 ncü Ob.Bt/1nci Ob.Bt.) Meydan Tepe/TUNCELİ’de konuşlanmış atış kısmı ile birlikte doğrudan 4 ncü Komd.Tug.K.lığının emir komutasında Atış Kısım Komutanı olarak görev yaptığı, davacının atandığı görev yerine göre Bt.K. olan Top.Yzb. İhsan SERİN’in ise 1997 ve 1998 yılı sicil dönemlerinde 4 ncü Ob.Bt. ve 1 nci Ob.Bt.nın Sütlüce/TUNCELİ’de konuşlanmış olan karargahı ve bir kısmı ile birlikte görev yaptığı, Top.Yzb. İhsan SERİN’in bataryanın Sütlüce/TUNCELİ’de konuşlu olan unsurlarına emir komuta ettiği, davacıya 1997 yılı sicil döneminde Kur.Bşk. ve 4 ncü Komd.Tug.K.nın verdiği takdirler ve içeriğinden, 4 ncü Komd.Tug.K.lığının 11 Ağustos 1997 gün ve MRKŞ:4122-410-97/647 sayılı görevlendirme mesaj emrinden ve davacı hakkında 29.12.1997 tarihinde düzenlenen nitelik belgesinden de anlaşılacağı üzere, davacının 1997 ve 1998 yılı sicil dönemlerinde 1 nci sicil üstünün 4 ncü Komd.Tug. Kurmay Başkanı olması gerekirken 1 nci sicil üstü olarak Bt.K.nının (4 ncü Ob.Bt.K./1nci Ob.Bt.K.) sicil düzenlendiği, 1997 ve 1998 yılları 2 nci sicil üstü sicil 
işlemlerinin kuruluş bağlantısına uygun ve yetkili sicil üstünce (4 ncü Komd.Tug.K.) tanzim edildiği anlaşılmaktadır.  
1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin “Atandıkları görev yerleri dışında çalıştırılanların sicil üstleri” başlıklı 8 nci maddesi “Kıt’a hizmetine tabi subaylardan kıt’a görevine atananlar, atandıkları görev yeri dışında çalıştırılamazlar. Ancak zorunlu durumlarda bu gibi personelden Kuvvet Komutanının (Jandarma Gn.Komutanı) yetki vereceği makamın emri ile başka bir kıt’ada geçici olarak görevlendirilenlerle, bulundukları kıt’a  ile  birlikte  kuruluş   bağlantısı   dışında  başka  bir  birlik  veya,  kurumun  emir   veya desteğinde görevlendirilenlerin; kıt’a görevini tamamlamış olan veya kıt’a görevi zorunluluğu bulunmayan diğer subaylardan zorunlu nedenlerle atandıkları görev yeri dışında çalıştırılanların sicil üstleri, görev yaptıkları yerin kuruluş bağlantısına göre saptanır.” hükmünü öngörmektedir; aynı Yönetmeliğin “Sicil üstlerinin sicil düzenleyebilmeleri için en az ne kadar birlikte görev yapması gerektiği” başlıklı 14 ncü maddesi “Bir sicil üstü, asil veya her ne suretle olursa olsun vekil olarak o görev yerlerinde sicili düzenlenecek kimse (Rütbesi değişmedikçe) ile beraber en az üç ay görev yapmadıkça sicil düzenleyemez. Ancak, disiplinsizlik veya ahlâki durumları sebebiyle ayırma işlemi yapılacaklar için bu süre bahis konusu değildir.” hükmünü amir bulunmaktadır.   
Bu açıklamalar ışığında dava konusu işlem değerlendirildiğinde; davacının 1997 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstünün 4 ncü Komd.Tugayı Kurmay Başkanı olması gerekirken 1 nci sicil üstü olarak Bt.K.nın (4 ncü Ob.Bt.K. ve 1 nci Ob.Bt.K.) sicil düzenlediği, bu nedenle 1997 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstü sicil notlarının yetki yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.  
  
Açıklanan nedenlerle;  
  
1- Yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bulunan 1997 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstü sicil işlemlerinin İPTALİNE,  
  
(AYİM 1.D. 18.11.2003; E.2003/499, K.2003/1456) 

 

Emsal Karar 4

ÖZETİ: Bl. ve Bt.K.ları emrinde görevlendirilen davacı subaya 1 nci sicil üstü olan Bl/BT.K.ları, 2 nci sicil üstü olarak da Tb.K.ları tarafından sicil düzenlenmesi gerekirken 1nci sicil üstü olarak Tb.K.ları,  2 nci sicil üstü olarak da 3 ncü sicil üstü olan Tug.K.larının  düzenlediği siciller, şekil yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.  
  
Davacı 20.6.2003 tarihinde AYİM’de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Top.Tb’nda görevli iken OHAL Bölgesine görevlendirilen bir Piyade Taburunun emrine verildiğini, bu birlikte 2 yıla yakın süre görev yaptığını, Tabur Komutanının psikolojik sorunları bulunduğunu, bu nedenle sicil notunu adil vermediğini belirterek bu sicil Amirince verilen ve objektif olmadığını değerlendirdiği 1991, 1992 ve 1993 yılları sicil notlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 
Dava dosyası ve özlük dosyasındaki belgelerin incelenmesinde; 25’in üzerinde takdir belgesine ve bir adet şerit rozete sahip olan davacının genel sicil eğiliminin “çok iyi” seviyede olduğu, herhangi bir disiplin cezası bulunmadığı  anlaşılmıştır.  
Subay Sicil Yönetmeliği  hükümlerinde belirtildiği gibi sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, üstlük ve komutanlığın en önemli ve özel yetkilerinden birini kullandıklarının ayırdında olarak sicil belgesindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. 
Sicil üstlerinin kabul edilebilir nedenlere dayanmaksızın astlarının istikrarlı olan ve yüksek seviyede gerçekleşen sicil eğiliminden ani ve açık bir sapmaya yol açacak ve safahatıyla çelişecek bir şekilde not ve kanaat belirtmeleri durumunda takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığından söz edilebilir. 
Diğer taraftan, sicil üstleri sicil düzenledikleri astları hakkında her sicil döneminde, önceki yıllara ait sicil notları ve kanaatleri ile bağlı olmaksızın, personelin görevinde gösterdiği çalışma düzeyini bağımsız surette takdir etmek ve değerlendirmek, objektif ve yansız surette sicil düzenlemek görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Aksi görüşe itibar edilirse o zaman sicil üstünün sicil verdiği personelin o sicil dönemindeki çalışma seviyesini gerçeklere uygun surette değerlendirmesi olanağı kalmamış olur ki bu durum sicil müessesine ait kamu yararı ilkesine aykırı olur.  
Kamu görevlilerinin yetkileri önceden belirlenmiştir. Yetkinin dışına çıkılarak yapılan işlemler hukuka aykırı olur ve iptali gerekir. Kamu görevlisi kendisine verilen yetkileri kullanmak zorundadır. Çünkü bu aynı zamanda yükümlülüğü de ifade eder. Kamu düzeni ile ilgili olan yetki hususu davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi yargı yerlerince kendiliğinden de incelenebilir. Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre Kara Kuvvetleri Komutanlığında sicil yazmaya yetkili birinci sicil üstünün Kıt’alarda bölük (batarya) komutanı veya eşidi birlik komutanı olduğu bilinen bir husustur.  
Bu bilgilerin ışığında davacıya ait özlük dosyaları ve sicil belgelerinin incelenmesinde; davacının 17.7.1990 tarihli emirle K.K.K.lığınca 39. P. Tug. Top. Tb. 1. Bt. İ. G. Sb.lığına atandığı, evsaf kartı değişiklik pusulasına göre 13.8.1990 tarihinde katıldığı, sicil belgesine eklenen görevlendirme belgelerine göre, 39.P.Tug.Top.Tb.K.lığının 15.8.1990 tarih ve PER: 
4084-15-91/534 sayılı emri ile davacının 3.Bt.İ.G.Sb’ı olarak görevlendirildiği, 39.P.Tug.K.3.P.Tb.K.lığının 7.1.1991 tarih ve PER: 4086-166-91/2036 sayılı emri ile K.K.K.lğının mesaj emri ilgi verilmek suretiyle, 3.P.Tb.8.P.Bl.K.lğı emrine görevlendirildiği, 7.1.1991 tarihi itibarıyla ayrılış sicili düzenlendiği, 1 nci sicil üstü olarak 3.Bt.K.V.’nin sicil düzenlediği,  2 nci sicil üstü olarak Top.Tb.K.nın sicil düzenlediği (sicil belgesinde düzenleme tarihi 7.1.1990 olarak belirtilmişse de 2 nci üst sicil defterinde 7.1.1991 olarak belirtilmiş olup sehven 7.1.1990 olarak yazıldığı değerlendirilmektedir.) görülmüştür. 39.Mknz.P.Tug.K.lığının 6.1.1993 gün ve MRKŞ: 4031-3-93/3 sayılı yazısına göre davacının 7.4.1991-7.12.1992 tarihleri arasında OHAL Bölgesinde J.Asyş. K.lığı emrinde görev yaptığı anlaşılmıştır. Bir açıklık bulunmamakla birlikte davacının 7.1.1991 tarihinden itibaren 3.P.Tb.K.lığı emrinde görev yaptığı anlaşılmaktadır. (Zira eski Birliğince 7.1.1991 tarihli ayrılış sicil belgesi tanzim edildiği görülmektedir.) 2.5.1991 tarihli düzenlenen sicil belgesi incelendiğinde, 1 nci sicil üstü olarak 3.P.Tb.K. 2 nci sicil üstü olarak 39.P.Tug.K.nın sicil tanzim ettiği görülmüştür.  Davacının  görevlendirildiği  yazı  dikkate  alındığında “8.P.Bl.K.lığı emrine görevlendirildiği, bu nedenle o tarihte yürürlükte bulunan Subay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesi gereği davacının ilk sicil üstünün 8.P.Bl.Komutanı ya da vekili olması gerektiği ( Gerçekte 21.12.1992 tarihli ayrılış sicil belgesini 8.P.Bl.K.’ı tanzim etmiştir) 2 nci sicil üstününde 3ncü P.Tb.Komutanı olması gerektiği halde, 1 nci sicil üstü olarak 3ncü P.Tb.Komutanının 2 nci sicil üstü olarak da 39ncu P.Tug.K.nın sicil tanzim ettiği görülmüştür. 1991 yılı sicil işleminde hangi zorunlu nedenle 3.P.Tb.K. nın 1 nci sicil üstü, Tug.K.nın da 2nci sicil üstü  yerine geçerek sicil düzenlediğine ilişkin bir bilgi ya da belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle 2.5.1991 tarihinde düzenlenen sicil işlemlerinin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.  
1992 yılı sicil belgesi incelendiğinde, yine benzer şekilde 1 nci sicil üstü olarak 3.P.Tb.K.nın, 2 nci sicil üstü olarak da 23ncü J.Snr.Tug.K.nın sicil tanzim ettiği, 1991 yılında belirtilen nedenlerle 2 nci sicil üstü olan Tabur Komutanının, 1 nci sicil üstü yerine 3ncü sicil üstü olan Tug. K.nın da 2nci sicil üstü yerine geçerek sicil tanzim etmelerinin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, 1993 yılı sicil belgesi incelendiğinde, 3ncü Mknz.P.Tb.K. tarafından 1.12.1992 tarihli ayrılış sicili tanzim edildiği, “davacının özlük dosyasındaki 1 nci üst sicil defteri incelendiğinde, bu tanzim edilen sicil notu ve kanaatinin üzerine kırmızı yazı ile “İPTAL” yazıldığı ve “2 nci Sicil Amirinin 1nci sicil üst defterine ayrılış sicili tanzimi sicil yönetmeliğine aykırı olup, bu sayfa sehven yazıldığından iptal edilmiştir.” biçiminde el yazısı ile yazı yazıldığı ancak sicil belgesi incelendiğinde bu sicil notunun ortalama hesabında dikkate alındığı, gerçekte sicil üst defterinde 1nci sicil üstü olan 8nci P.Bl.K.nın 21.12.1992 tarihli ayrılış sicilinin hiç dikkate alınmadığı ve hesaplamaya dahil edilmesi gerekirken dahil edilmediği 3.12.1992 tarihinde de aslında 3ncü sicil üstü olması gerekirken 2nci sicil üst defterine 23ncü J.Snr.Tug.K. tarafından “bir önceki sicil nitelik notlarında ve kanaatimde bir değişiklik yoktur” biçiminde yazmak suretiyle sicil düzenlendiği görülmüştür.  
Belirtilen nedenlerle, 02.05.1991, 02.05.1992 tarihlerinde 1 ve 2nci sicil üstü olarak  01.12.1992 tarihinde 1nci sicil üstü 03.12.1992 tarihinde de 2nci sicil üstü olarak davacı hakkında  tanzim edilen sicil işlemlerinin yetki yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 
  
Yukarıda açıklandığı üzere;  
  
1) Davacı hakkında 02.05.1991, 02.05.1992, 01.12.1992 ve 03.12.1992 tarihlerinde düzenlenen sicil işlemlerinin yetki yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle  İPTALİNE,  
  
(AYİM 1.D. 20.1.2004; E.2004/126, K.2004/138) 

 

Emsal Karar 5

ÖZETİ: Yurtdışı görevine atanan 1 nci sicil üstünün, davacı subaya ayrılış sicili düzenlemesi gerekirken, 2 nci sicil üstü tarafından 1 nci sicil üstü yerine düzenlendiği görülen ayrılış sicil işlemi yetki yönünden hukuka aykırıdır. 
  
       Davacı vekili, 10.06.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 1999 yılı sicil döneminde davacının 1 nci sicil üstünün yurt dışı görevine gönderildiğini, bu 1 nci sicil üstü tarafından davacıya ayrılış sicili verilmemesine rağmen, 2 nci sicil üstünün usulsüz olarak davacıya ayrılış sicili verdiğini, bu ayrılış sicilinin hukuka aykırı olduğunu, 1999 yılında 1 nci sicil üstü konumuna gelen Tb.K.P.Yb................. tarafından haksız yere düşük sicil verildiğini, bu sicilin de hukuka aykırı olduğunu; 2002 yılı sicil döneminde davacının 1 nci sicil üstü olan Tb.K.Kur.Yb............... hakkında yürütülen soruşturmada idari tahkikatta ve savcılıkta aleyhinde ifade verdiği için sübjektif düşüncelerle davacıya düşük sicil verildiğini, bu sicilin de hukuka aykırı olduğunu belirterek bu sicil işlemlerinin iptali istemiyle  davayı açmıştır.  
Dava dosyası ile getirtilen özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 30.8.1994 tarihinde Teğmen nasbedilen davacının 1995 yılından itibaren sicil almaya başladığı, sicillerinin başlangıçtan itibaren çok iyi düzeylerde seyrettiği, hakkında kanaatler belirtilmiş olduğu, son yıllarda sicillerinin çok iyi düzeyinde istikrarlı bir seyir kazandığı, dava konusu 1999 yılı sicil döneminde,  22.01.1999 tarihinde düzenlenen ayrılış sicilinde; 1 nci sicil üstü sicil notunun iyi seviyesinde olduğu, 2 nci sicil üstü sicil notunun ise, mükemmel seviyesinde olduğu, anılan tarihte sicil üstlerinin kıstaslar dışında ayrıca kanaat belirtmedikleri, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı, 02.05.1999 tarihinde  1 ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil  notlarının ise; iyi seviyesinde olduğu, 1 nci sicil üstünün kıstas işaretlemesi yaptığı, 2 nci sicil üstünün ayrıca bir işaretleme yapmayıp 1 nci sicil üstüne iştirak ettiği, anılan dönemde sicil üstlerinin kıstaslar dışında ayrıca kanaat belirtmedikleri, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı, 1999 yılı sicil döneminde davacının 4 adet takdirinin bulunduğu, 2002 sicil döneminde ise; 1 ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil  notlarının  mükemmel seviyesine yakın çok iyi seviyesinde olduğu,   1 nci sicil üstünün kıstas işaretlemesi yaptığı, 2 nci sicil üstünün ayrıca bir işaretleme yapmayıp 1 nci sicil üstüne iştirak ettiği, mesleki safahatı boyunca ise; değişik sicil üstleri tarafından, 2 adet Şerit Rozet, 1 adet Para Ödülü ve 40 adet Takdirle taltif edildiği, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı görülmektedir. 
Subay Sicil Yönetmeliğinin “Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 5 nci maddesinde, “Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük  ve   komutanlığın en  önemli  olan  özel  yetkilerinden  birini  kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden bir başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima göz önünde bulundurulur...Düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre sicil üstleri hakkında hüküm verilir.” denmektedir.  
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, 
takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında, “takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği” belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir. 
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir  edilen  personelin,  genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır. 
Ayrıca; davacı dava dilekçesinde salt 1999 yılında  02.5.1999 tarihinde, 1 nci sicil üstünce verilen sicilin iptali isteminde bulunmuşsa da, Dairemizce 1999 yılında 2 nci sicil üstünce takdir edilen sicilin de iptali yoluna gidilmiştir. İdare hukuku kuramı yönünden sicil mahiyeti ile bir birleşme-işlem olup, iptal davasına konu olabilme bakımından normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan mahkememiz bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci ya da üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve/veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnız birinci ve ikinci sicil üstlerinin düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicillerin iptalini talep etmekte ise ve üçüncü sicil üstünce verilen sicil de ikinci sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ayrılabilir işlemlerin salt iptali ile yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği bu açık hukuka aykırılığı da çözümlemekte  ve  iptal kararını o yılki sicilin tamamına (birleşmeişleme) sirayet ettirmektedir. 
Yukarıda getirilen ölçütler ile dava konusu sicil işlemleri değerlendirildiğinde;  
22.01.1999 tarihinde düzenlenen ayrılış sicil işlemi; davacının 1 nci sicil üstü olan Bölük Komutanının yurt dışı görevine gitmesi nedeniyle gündeme geldiği için davacı hakkında 102 nci maddenin  a) fıkrası gereğince işlem yapılmasının gerektiği, 102/a maddesine göre; 1 nci sicil üstü (görevden ayrılan bölük komutanı) sicil belgesinde kendisine ayrılan bölümdeki sütunu işaretleyip, imza bloğunu doldurur, yeni 1 nci sicil üstü bu sicil belgesini 02 Mayıs tarihine kadar Kıt’a özlük dosyasında muhafaza eder, yeni 1 nci sicil üstü koşulları var ise 02 Mayıs tarihinde aynı sicil belgesinde kendisine ait bölümde bir sonraki sütunu işaretler ve imza   bloğunu   doldurur,  sicil    belgesinin  fotokopisini  Kıt’a  özlük dosyasına koyar ve sicil belgesinin aslını 2 nci sicil üstüne gönderir hükmünün bulunduğu, davacının özlük ve sicil dosyaları incelendiğinde yurt dışı görevine atanması nedeniyle görevden ayrılan birinci sicil üstü Yzb.................... tarafından düzenlenen bir ayrılış siciline rastlanmadığı, onun imzasını taşıyan bir sicil belgesinin bulunmadığı görülmüştür. 1999 yılı sicil belgesinin aslı ile özlük dosyasındaki fotokopisi incelendiğinde 1999 yılı ayrılış sicilini sanki Yzb.................... tanzim etmiş gibi onun adı yazılarak ve onun adıyla işaretleme yapılarak “aslı gibidir” denmek suretiyle Tb.K.................. tarafından usulsüz ve yetkisiz olarak ayrılış sicili düzenlendiği görülmektedir. Yzb................. tarafından davacı hakkında ayrılış sicili düzenlenmemiş olmasına rağmen onun adına 2 nci sicil üstü olan Tb.K.tarafından ayrılış sicili 
düzenlenmiş olması yetki unsuru bakımından 1999 yılı ayrılış sicilini hukuka aykırı kılmaktadır 02.5.1999 tarihinde düzenlenen 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemi; davacının genel sicil eğilim ve safahatı ile uyarlı olmadığı, ani ve açık bir düşüş gösterdiği, takdir yetkisinin objektif kullanılma sınırlarını aştığı, davacı hakkında kanaat belirtildiği, davacı hakkında  düşük seviyedeki sicil işlemini açıklayabilecek  herhangi  bir  somut  olay  ve belge bulunmadığı, 02.5.2002 tarihinde düzenlenen 1 nci sicil üstü sicil işleminin ise; davacının safahatındaki birçok sicil notu ile benzerlik taşıdığı, davacının hizmet safahatına istisna teşkil edecek şekilde ve göze çarpacak nitelikte düşük notlar olmadığı, sicil üstlerinin takdir alanı içerisinde kalan bir nota tekabül ettiği, takdir yetkisinin eşit, adil ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı, söz konusu sicillerin subjektif düzenlendiğine dair hiçbir delilin mevcut olmaması dikkate alınarak hukuka uygun olduğu, sonucuna varılmıştır.  
             
Açıklanan nedenlerle; 
  
1.  Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan, 22.01.1999 tarihinde düzenlenen   ayrılış  sicil işleminin,  02.5.1999 tarihinde düzenlenen 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işleminin ve 02.5.2002 tarihinde  düzenlenen sicil belgesinde sicil üstlerince 41 nci madde karşılığına yapılan işaretlemenin  İPTALİNE,  
2. Yasal dayanaktan yoksun bulunan,  02.5.2002 tarihinde düzenlenen 1 nci sicil üstü sicil işleminin iptaline ilişkin talebinin REDDİNE, 
  
(AYİM 1.D. 20.1.2004; E.2003/1370, K.2004/93) 
 

Emsal Karar 6

ÖZETİ: Subay Sicil Yönetmeliğinin  16 ncı maddesinde belirtilen “başka herhangi bir nedenle sicil üstlerinden birisinin sicil düzenleyememesi” hali söz  konusu olmadığı halde, sicil üstlerinin birer üste kaydırılmak suretiyle davacı subay hakkında düzenlenen sicil yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bulunmuştur. 

Sicil iptal davası dilekçe örneği

TSK sicil iptal davası 

Sicil iptal davası emsal karar

İdare mahkemesi sicil iptal davası dilekçe örneği

Sicil iptal davası nereye açılır?

Sicil notuna itiraz

https://alptekinisik.av.tr/sicil-iptal-davasi.html

Avukata Sor!


Diğer Başlıklar

Aylığın ödenememesi durumunda avans talep edilebilir mi?

Bu konuda Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde bir hüküm vardır. 90 gün

15-09-2019

Uzun vadeli sigorta kolları nelerdir?

Uzun vadeli sigorta kolları: malullük,

15-09-2019

Kontrol / Hakem Muayeneleri

Emsal Karar 1ÖZETİ: Askerliğe elverişli değildir sonuç kararlı sağlık kurulu raporunun

25-12-2019