Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi

Bir mahkeme kararı ancak verildiği ülke sınırları içinde geçerlidir. Başka ülkenin sınırları içerisinde sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfize ihtiyaç duyulmaktadır.

Tanıma ve tenfiz farklı kavramlardır. Tanıma sonucunda kararın hukuki sonuçları, tanıyan mahkemece de geçerli hale gelmektedir. Yabancı bir ülkede verilen ilamın kesin hüküm ve kesin delil olarak Türkiye’de kabul edilmiş olmasına tanıma denir. 

Tenfiz ise icra anlamına gelmektedir. Bir hüküm icra edilebilir nitelikte bir hükümse, tenfiz talep edilmesi gerekmektedir. Ancak sadece kesin hüküm ya da kesin delil gücünün Türkiye’de kabul edilmesi ihtiyacı görecek ise o zaman tanıma talep edilmesi gerekmektedir.

Tanıma davası, dava türü bakımından tespit davasıdır. Tanıma davasını ancak hukuki yararı olan kişi açabilir. Eğer kişi hukuki yararını ortaya koyamıyor ise o zaman tenfiz davası açılması gerekmektedir. Tenfiz davası tanıma davasından farklı olarak  bir eda davasıdır. 

Örneğin yabancı bir mahkemeden 10000 dolar alacağı olduğuna dair bir hüküm alındığında, karşı taraf  kendi rızası ile alacaklıya borcunu ödemezse, icra dairesi Türk mahkemesi tarafından verilecek bir kararla hareket edecektir. İhtiyaç duyulan karar tenfiz kararıdır. Bu nedenle bir Türk mahkemesinden yabancı mahkeme kararının tenfizini istenmesi gerekmektedir.

Tenfiz kararı alınan yabancı mahkeme kararı,  hükmen tanımayı da bünyesinde barındırır. Aynı zamanda icra edilebilir bir hükümdür. Buna karşılık sadece tanıma kararı alınmış ise o kararda icralık bir durum olmamaktadır.

Yabancı mahkemede alınan bir tanıma kararı ile Türkiye’de bir tescilin düzeltilmesi veya bir kaydın düşülmesi işlemleri icrai bir eylem niteliğinde değildir. Bu durumun tenfizle karştırılmaması gerekmektedir.

Tanıma kararında  bir dava açılma zorunluluğu bulunmmamaktadır. Tanıma, yeni bir dava açma yolu ile değil bazen açılmış olan bir davada talep üzerine de gerçekleşebilir. Boşanma davası bu duruma örnek olak gösterilebilir. Yabancı mahkemedeki kararın kesinleştiği tarihten itibaren bütün hüküm ve sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Tenfiz için ise dava açmak mecburidir. Eğer hüküm icrayı gerektiriyorsa o zaman mecburen tenfiz davası açılmalıdır.  Tanıma istemek ya da tenfiz istemek tamamen davacıya ait bir karardır. Ama ikisinin sonuçları farklıdır. 

Bir boşanma kararında evliliği sona erdiren hüküm tenfiz değil tanımadır. Ancak bu boşanmada tazminat, nafaka, mal tasfiyesine ilişkin hükümler veya çocuklarla ilgili bir durum varsa o zaman tenfiz istenebilmektedir.

Tanıma ve tenfiz davalarında hakim davanın esasına girmemektedir. Hakim yalnızca tanıma veya tenfiz şartlarının olayda mevcut olup olmadığını incelemektedir. Eğer tenfiz şartları varsa kararın tenfizine karar verilir, bu verilecek olan karara karşı usul hukuku uyarınca kanun yollarına başvurulabilir. 

Tanıma ve tenfizin ön şartları MÖHUK 50. maddesinde belirtilmiştir. Eğer ön şartlar varsa devamında tanıma ve tenfiz kararının esasa yönelik şartlarına bakılması gerekmektedir.

Ön şartlar ya da esasa ilişkin şartların karşılanmadığı durumlarda yabancı mahkeme kararı, takdiri delil olarak kullanabilmektdir.

Revizyon yasağı vardır, ayrıca  hakimin takdir hakkı da yoktur. 

TANIMA VE TENFİZ ÖN KOŞULLAR 

1- Öncelikle yabancı mahkemelerden bir karar alınmış olmalıdır.

 Bunun bir tane istisnası vardır. Evlat edinme kararlarında Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda idari makamlardan verilen evlat edinme kararların da tanıyıp tenfiz edilmesine karar verebilir. 

Ara kararlar tanınıp tenfiz edilemez. Prensip itibariyle iflas kararları, ihtiyati tedbir kararları, ihtiyati haciz kararları gibi kararlar tanınıp tenfiz edilemez.

2- Hukuk davasına ilişkin olmalıdır.

Kararın içerisinde özel hukuka dair bir mesele olmalıdır.  Ceza davasının içerisinde bulunsa bile özel hukuk alanına giriyorsa bu konularda da tanıma kararı verilebilir. Örn: yaş belirlenmesi...

3- O devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olmalıdır.

Karar hangi ülkede verildiyse o ülkenin kurallarına göre kesinleşmiş olmalıdır.

Bununla birlikte kararın kesinleşmiş olmasından maddi ve şekli anlamda kesinleşmiş olması kast edilmektedir.

Çekişmesiz yargı kararları prensip olarak kesinleşmemiştir. Ama  niteliğine bakarak eğer uygun ise çekişmesiz yargı ihtilaflarının da tanınmasına karar verilebilir.. Mesela bir yaş davası ile ilgili mesele varsa artık bu kararın tanınmasına karar verilebilir. 

Kesinleşmede kararın altına bir şerh düşülür ya da o mahkemenin kalemi "bu karar kesinleşmiştir" yazısını yazar. Artık o ülkenin hukukuna göre kesinleşme şerhi verilir. 

ESASA YÖNELİK ŞARTLAR 

 Tanıma ve tenfizin ön şartları aynıdır. Ancak esasa yönelik şartlardan olan karşılıklılık unsuru,  tanımada aranmamaktadır.

KARŞILIKLILIK 

Ahdi karşılıklılık: Tarafların arasında bir sözleşme olması gerekmektedir. İki ülke arasında verilen mahkeme kararlarının tanınma ve tenfizi bu sözleşmeye göre yapılılıyorsa karşılıklılık vardır.

Hukuki Karşılıklılık: Bir devletin kanunları o ülkede tanıma ve tenfiz yapılmasına imkân sağlıyor olmalıdır.

Fiili Karşılıklılık: Fiili karşılıklılıkta da uygulamada ne durumda olduğuna bakılır.  Ahdi veya kanuni karşılıklılık olabilir; ancak uygulamada fiili karşılıklılık yoksa o ülke mahkemesinde verilen karar, Türkiye’de tenfiz edilemez.

Bazı ülkelerin kanunlarında eğer revizyon yasağı yoksa bu ülkeler için mütekabiliyet (karşılıklılık) olmadığı kabul edilir. 

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda 2017 yılında bir değişiklik yapılmıştır. Boşanma kararlarının tanınması yerine , daha farklı bir düzenleme yapılmıştır (Nüfus Hizmetleri Kanunu madde 27/a).

Değişiklik ile birlikte boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut evlilik var mı yok mu bunların tespitine yönelik verilen kararlar için taraflar bizzat veya vekilleri aracılığıyla nüfus müdürlüklerine başvurabilmektedir. Bu kararlar o yabancı ülkedeki yetkili kurum tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olmalıdır. Ayrıca Türk kamu düzenine açık aykırılık oluşturmamalıdır. Bu durumda Nüfus Kütüğü’ne götürüldüğü takdirde tescil gerçekleşecektir. Burada alınan karar o ülkede yetkili idari makam tarafından da alınmış olmalıdır.

B. AŞIRI YETKİ

Bir mahkeme eğer tesadüfen yetkilendirildiyse, bu durumda  aşırı yetkidir vardır. Yani tarafların mahkemenin olduğu ülke ile gerçekte alakası yoksa ikametgâhı yoksa işyeri orada değilse, olayda tesadüfen orda bulunuyorsa, tatile gitmişse vs. burada yabancı mahkeme kendini aşırı yetkili görmüş olmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta itiraz meselesidir. Bu itiraz meselesi iki yerde ortaya çıkmaktadır.

54.maddenin 1.fıkrasının b bendinin 2.kısmında 

54.maddenin 1.fıkrasının ç bendinde 

Bu iki noktada itiraz şartı aranmıştır. Onun dışında hakim tanıma ve tenfiz şartlarını re’sen incelemek zorundadır. 

C.MÜNHASIR YETKİ

Münhasır yetkiye bakarken o uyuşmazlığın mutlaka bir Türk mahkemesinde görülmesinin arzulandığını ve bu konuda Türkiye’de bir mahkemenin hazır bulunduğunun ortaya konması lazımdır. Eğer böyle bir durum varsa münhasır yetki vardır denilebilir.

HMK'da her kesin yetkili mahkeme, münhasır yetkili mahkeme değildir. HMK madde 12’de düzenlenen taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi münhasır yetkilidir. 

Bunun dışında MÖHUK’ta bazı sınırlı münhasır yetki halleri vardır.  Bunlar 44, 45 ve 46.maddelerde yer almaktadır. 

Ç.KAMU DÜZENİ

Hükmün açıkça kamu düzenine aykırı olmaması gerekmektedir..  

Kamu düzeni kavarımıyla alakalı Yargıtay İçihadı Birleştirme Kararı ile kamu düzenine yönelik bir çok unsur sayılmıştır. Bu kararda; Anayasanın temel ilkelerine, uluslararası hukukun prensiplerine, Türk toplumunun örf, adetlerine ve ahlak anlayışına, hukukun genel ilkelerine, hukuk felsefesine bir aykırılık varsa burada kamu düzeninin ihlal edilmiş olacağını ortaya konulmuştur.

TANIMA 

Karşılıklılık aranmamaktadır. 

Boşanma Tanıma ve Tenfiz

Boşanma, Evlenmenin İptali, Butlan, Evlenmenin Varlığı/Yokluğunun Tespiti bu dört konu dışında hiçbir tanıma konusu  Nüfus Hizmetleri Kanunu madde 27/A’ya girmemektedir..  

Yurtdışında selayetli mahkeme veya idare tarafından verilmiş bir karar olması gerekmektedir. Burada farklı olarak yetkili idare de karar verebilmektedir. 

Kararın, verildiği ülke hukukuna göre usulen kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Kamu düzenine aykırı olmamalıdır. 

TANIMA VE TENFİZ DAVALARINDA GÖREV 

Asliye hukuk mahkemeleri,  tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkemelerdir.

Özellik arz eden tek durum, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklardır (boşanma, evliliğin iptali, nafaka, velayet). Bu hallerde tanıma-tenfiz davası da aile mahkemesinde görülmektedir. Diğer tüm hallerde davalar asliye hukuk mahkemesinde görülecektir.  

TANIMA VE TENFİZ DAVALARINDA YETKİ 

51.maddede yetkiye ilişkin de bir düzenleme yapılmıştır. Genel yetki kuralı olan, davalının yani aleyhine tenfiz talep edilen kişi her kimse onun ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Burada da basamaklı bir kural benimsenmiş. Eğer ikametgahı yoksa bu durumda sakin olduğu yer yetkilidir. Üçüncü basamakta da sakin dahi olmama durumu ele alınmış. Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birisi yetkili kılınmıştır. 

 

 

Avukata Sor!


Kategoriler

Diğer Başlıklar

SAHİL GÜVENLİK VE JANDARMA PERSONELİNİN 375 SAYILI KHK KAPSAMINDA KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMASI

SAHİL GÜVENLİK VE JANDARMA PERSONELİNİN 375 SAYILI KHK KAPSAMINDA KAMU GÖREVİNDEN

12-05-2020

684 Sayılı KHK ile Malul Sayılmayan Gazilere Aylık Bağlanması ve İlgili Emsal Mahkeme Kararı

684 Sayılı KHK ile Malul Sayılmayan Gazilere Aylık Bağlanması ve İlgili

15-04-2020