
Emsal Karar 1
On yıllık sözleşme süresi içinde aldığı üç disiplin cezası dışında disiplin ve sicil safahatı çok iyi derecede seyreden, muhtelif takdirleri bulunan davacı uzman erbaşın, delilleri ortaya konmadan, salt takdir hakkına sığınılarak sözleşmesinin feshine imkan olmayıp; dava konusu işlem bu nedenle hukuka aykırı düşmüştür.
Söz konusu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacının on yıllık sözleşme süresi içerisinde toplam 10 gün oda hapsi, 3 gün göz hapsi ve bir kez de şiddetli tevbih cezası haricinde başka bir ikaz, uyarı ve cezaya muhatap olmadığı, 1994, 1995 yıllarında sicil notunun % 70 diğer yıllarda ise pek iyi derecede, son sicil notunun ise tam puana çok yakın olarak teşekkül ettiği, son bu ayırma sicilini düzenleyen birlik komutanı dahil önceki amirlerinden 5 kez takdirname aldığı görülmüştür.
Gerek almış olduğu yüksek sicil notları, gerekse takdirlerinin, yanında on yıl gibi uzun bir süreçte almış olduğu cezalar birlikte değerlendirildiğinde, davacının ilişiğini kesmeye yeterli cezası yoktur. Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesine sebep olamayacağı açıktır. Görevinde başarısız olduğu ve kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşıldığı şeklinde salt ve bu konuda takdir hakkına sığınılarak tesis edilen, somut olaylarla ve belgelerle ispatlanmayan mücerred iddialara dayalı sözleşmenin feshi işleminin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılığı çok açıktır.
(AYİM. 1.D. 10.2.1998; E. 1997/993, K. 1998/222)
Emsal Karar 2
Davacının 21.1.2007 – 30.10.2007 tarihlerinde görevden uzak kaldığı sürelerin geçerli bir sağlık mazeretine dayandığı, bu durum karşısında da fesih işleminin Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13’üncü madde 2’nci fıkrası hükmüne uygun düşmediği kararına varılmıştır.
Sözleşme fesih nedeninin davacının gönderildiği yıllık izninden zamanında dönmeyerek 21.1.2007 – 30.1.2007 tarihleri arasında mazeretsiz olarak yedi günden daha uzun süreli göreve gelmemesi nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği sebebine dayandırıldığı görülmüşse de yukarıda ifade edilen Van Askeri Mahkemesinin 22.6.2009 tarih ve 2009/1107-757 E.K. sayılı kararından davacının iznini tecavüz ettiği, diğer bir ifade ile 21.1.2007 – 30.10.2007 tarihlerinde görevden uzak kaldığı sürelerin geçerli bir sağlık mazeretine dayandığı, bu durum karşısında da fesih işleminin Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13’üncü madde 2’nci fıkrası hükmüne uygun düşmediği kararına varılmıştır. Ayrıca davacıya ait sözleşme fesih işleminin görev yeri itibariyle asgari Tugay Komutanınca onanması gereken bir işlemle tesisi gerekirken fesih işleminin Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13’üncü madde 4’üncü fıkra hükmüne uygun olarak tesis edilmemesi de iptal nedeni olarak görülmüştür.
(AYİM 1.D., 15.09.2009; E. 2008/646, K. 2009/865)
Emsal Karar 3
Davacının görev yağtığı Çorum J.Komd.Tb.K.lığının komando birliği olduğu ve davacının sağlık durumu ile komando bölük astsubaylığı görevini etkin bir şekilde yürütemeyeceği sonucuna varılarak davacının Çorum J.Komd.Tb.K.lığı emrinden atandırılmama işlemi hukuka aykırı bulunmuştur.
Davacının ifa ettiği, “J.Komd.Bl.Astsubaylığı” görevinin JGY:52-2 Sayılı Yönergede belirtilen “?Tabur, Alay, Tugay/Bölge ve eşidi birlikler ile daha üst seviyedeki birliklerin kıt’a karargahı görevleri (bl.idari işl.Astsb.lığı dahil) ile karargah ve kurumlardaki görevleri” nden olup olmadığının tespiti gerekir. Kıt’a, karargah ve kurum terimlerinin tanımları İç Hizmet Kanunun 12nci maddesinde belirtilmiş olup aşağıya çıkarılmıştır:
“a) Kıta : Görevin yapılması için taktik ve idari birlikleri kapsıyan ve bir kumanda altında toplanan teşkillere kıta denir.
Taktik birlik : Belli bir kuruluş ve kadrosu olup asli görevi muharebe hareketleri olan bir teşkildir. Taktik birlikler içerisinde bazı idari unsurlar da bulunabilir.
İdari birlik : Belli bir kuruluş ve kadrosu olup aslî görevi hizmet hareketleri olan bir teşkildir.
b) Karargâh : Kumandan veya âmirlerin kıta veya kurumlarının sevk ve idarelerinde yardımcı olan bir toplumdur. Karargâhlar bir kuruluş ve kadro ile tesbit edilir.
c) Askerî kurum : Kıta ve karargâh anlamı dışında kalan askeri hastane, okul, orduevi, dikimevi, fabrika, askerlik şubesi, ikmal merkezi ve depo gibi askeri tesis ve teşkillerdir.
Öncelikle, davacının görevinin karargah ve kurum görevi olmadığı, aksine kıt’a görevi olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktır. Uyuşmazlık, Komd. Bl. Astsubaylığı görevinin, “tabur seviyesindeki birliğin kıt’a karargahı görevi” olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır. “Kıt’a karargahı” görevi gerek Atama Yönetmeliği ve gerekse Atama Yönergesinde tanımlanmamış olmakla birlikte; Uz.J.Atama ve Sicil Yönetmeliğinde “Tanımlar” başlıklı 3ncü maddesi c. fıkrasında uzman jandarmalar için tabur ve alay il/j.karargahları “kıt’a karargahı” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenlerle, kıt’a karargahı görevinin en az tabur karargahı görevi olduğu sonucuna varılmıştır. Parantez içerisinde yer alan “Bl.İdari İşleri Astsb.lığı dahil” ifadesinden, tüm bölük astsubayları görevlerinin kıt’a karargah görevi olabileceği düşünülse de; bu ifadenin İlçe J.K.lıkları yada İl J. Mrk.Krk.K. lıkları idari işler astsubaylığı görevi olduğu, komando bölük astsubaylığı görevini kapsamadığı, davacının halihazırda görev yaptığı Çorum J.Komd.Tb.K.lığının komando birliği olduğu ve iç güvenlik harekatları kapsamında değişik illere geçici görevlerde bulunduğu, davacının mevcut sağlık durumu ile komando bölük astsubaylığı görevini etkin bir şekilde yürütemeyeceği sonucuna varılarak, davacının Çorum J. Komd. Tb. K.lığı emrinden atandırılmama işleminde kişi ve kamu yararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
(AYİM 1.D.,07.11.2006; E.2006/710 K.2006/978)
!!! Konu ile ilgili ayrıntılı makaleye aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
UZMAN ERBAŞ SÖZLEŞMESİNİN FESİH HALLERİ: KENDİSİNDEN İSTİFADE EDİLEMEME HALİNİN HUKUKİ İNCELEMESİ