İzinle İlgili İşlemler

Emsal Karar 1

Davacıya verilen 20 günlük istirahat raporu nedeniyle bu rapor süresini İstanbul garnizonu dışında bir başka garnizonda geçirebilmesi için birliği komutanlığının izin vermesinin gerektiği dikkate alındığında, davacıya verilen 20 günlük istirahatını garnizon dışında geçirmesi talebinin reddine dair işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 

Dava konusu uyuşmazlıkta davacıya Gümüşsuyu Asker Hastanesinin 05.10.2007 tarihli raporu ile 20 gün istirahatı uygun görüldüğünden davacının bu rapor süresini İstanbul garnizonu dışında bir başka garnizonda geçirebilmesi için birliği komutanlığının izin vermesi gerekmektedir. Davacının talebi İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının 05.10.2007 tarihli yazısı ile reddedilmiştir. Bir diğer ifadeyle Yönerge uyarınca 20 günlük istirahat süresinin garnizon dışında geçirilebilmesi için komutanlığın izin verme koşulu gerçekleşmemiştir. 

İzin verme hususunda izin vermeye yetkili amirlere geniş bir takdir yetkisinin verildiği ve İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığınca komutanlık prensibi olarak bu güne kadar 20 güne kadar istirahat alan hiçbir rütbeli personele garnizon dışında istirahatını geçirmesi konusunda izin verilmediği dikkate alındığında takdir yetkisinin kullanılmasında objektif kriterlerden uzaklaşıldığını söylemek mümkün değildir. Belirtilen sebeplerle davacıya verilen 20 günlük istirahatını garnizon dışında geçirmesi talebinin reddine dair işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. 
Davacı manevi tazminat isteminde de bulunmakla birlikte iptali talep edilen işlemin hukuka uygun olması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahsedilemeyeceği, ayrıca söz konusu işlem nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek kusursuz sorumluluk şartları da gerçekleşmediğinden manevi tazminat isteminin yasal dayanaktan yoksun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. 

 (AYİM 3.D., 05.06.2008; E. 2007/1139,K. 2008/822) 

Emsal Karar 2

 Daha önceden birçok kez yurt dışına sehayat etmesine izin verilen davacının durumunda bir değişiklik olmadığı gibi, haklı bir nedene dayanmaksızın  yurt dışı seyahat izni verilmemesi işleminde takdir yetkisinin objektif olarak kullanıldığından bahsedilemez. 

Somut olayda, davacının yurtdışı izin talebine ilişkin dilekçeyi zamanında verdiği, talep edilen izin süresinin mevzuata uygun olduğu, dilekçe ekinde seyahat planının bulunduğu, evrakın zamanında Hv. K. K. Personel Başkanlığında bulundurulduğu, davacının görev yaptığı birliğin bağlısı olduğu Hv. Loj. Komutanlığı tarafından davacının yurtdışına çıkışında sakınca olmadığının resmi yazıyla Hv. Kuv. K.lığına bildirildiği, böylece seyahat amaçlı yurtdışı izninin onayı için tüm şekil şartlarının sağlandığı, talep edilen iznin seyahat amaçlı yurtdışı izni olması ve yurtdışında temsil etme yükümlülüğünün bulunmaması sebebiyle Yönergedeki ilave şartları davacının karşılamasına gerek olmadığı anlaşılmaktadır.  

 Davalı idarenin savunma ekinde gönderdiği ve savunmalarına dayanak tuttuğu sicil ve kanaatlere ilişkin özel bilgi formu ile diğer belgede bir takım menfi kanaatlere yer verilmesine rağmen, anılan hususlardan dolayı davacı hakkında yasal takibat başlatılmadığı, herhangi bir soruşturmaya muhatap olmadığı, dolayısıyla Anayasanın 23. maddesi bağlamında yurtdışı seyahat hürriyetine engel bir durum sözkonusu olmadığı görülmektedir.  

 Yapılan incelemede; seyahat amaçlı olarak yurtdışı izin talebinde bulunan davacının onay için ilgili mevzuattaki tüm şekil şartlarını sağladığı, davacıyla ilgili olarak idare tarafından gönderilen belgelerin, seyahat özgürlüğünü kısıtlayan idari işlemi haklı kılacak nitelikte olmadığı, izin talebinin reddini ortaya koyacak objektif ve gerçek bir kıstas bulunmadığı, kaldı ki davacının bu durumunun daha önce müteaddit yurtdışı izinlerinde engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle, davacının seyahat amaçlı yurtdışı izin talebinin reddine ilişkin 12.12.2006 tarihli idari işlemde, takdir yetkisinin objektif ölçütler içinde amacına uygun olarak kullanıldığını gösteren bilgi ve belgelerin ortaya konamadığı, mevcut belgelerin davacının seyahat özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte, başka bir deyişle idarenin takdir hakkını menfi kullanması sonucunu doğuracak şekilde yorumlamasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. 

(AYİM 3.D.,25.10.2007; E.2007/37 K.2007/1155) 

Emsal Karar 3

Hakkında iki ayrı icra takibi bulunan ve bunların haricinde başka kişilere ödeme gücünün üzerinde borcu olduğu anlaşılan davacıya yurt dışı izni verilmemesinde idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır. 

Davalı idarenin, 926 sayılı Personel Kanununun 127 nci maddesi uyarınca, yurtdışı izni verilip verilmemesinde takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Bunun yanında, davalı idarenin takdir yetkisini hukuka ve mevzuata uygun şekilde, kamu yararı ve kamu hizmet gereklerini gözönünde tutarak, gerçek ve nesnel ölçütler doğrultusunda, kişi-kamu yararı dengesi sağlanarak, keyfilikten uzak şekilde kullanması gerektiği hukuki bir olgudur.  

Davacının 30 Eylül 2004 tarihi itibariyle biri sıraya konmuş, diğeri aylık haczedilerek tatbike başlanmış iki icra takibinin bulunduğu, ayrıca 10.05.2004 tarihli savunmasına göre özel ve tüzel kişilere ödeme gücünün üstünde borçlu olduğu görülmekle, her ne kadar bir arkadaşı tarafından masraflarının karşılanacağı vaat edilmiş ise de, seyahat planına göre mali durumu yeterli olmadığı anlaşılan davacıya yurt dışı izni verilmemesinde idarenin takdir yetkisinin objektif kullanmadığına dair bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla işlemin hukuka aykırı bir yönünün olmadığı sonucuna varılmıştır.

(AYİM 3.D., 10.02.2005; E.2004/1083, K.2005/191) 

Emsal Karar 4

:Mevzuatta bu konuda özel bir düzenleme bulunmadığından, özürlü çocuğu için bir özel sağlık kuruluşunda haftada üç gün belirli saatlerde yapılacak özel eğitimde refakat için izin talebinde bulunan davacının bu isteminin reddinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 

573 Karar Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin, Özürlülere ilişkin özel eğitim esaslarının düzenlenmesine yönelik olduğu, 926 Sayılı T.S.K. leri Personel Kanununda belirtilen izin hakları dışında personele bir izin hakkı vermediği , dolayısıyla Davacının, sadece 573 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 ncü maddesinin (g) fıkrasındaki “Ailelerin , özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif katılmalarının sağlanması esastır.” Hükmüne göre çocuğunun Barış Özel Eğitim Merkezinde Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri 15-16 saatleri arasındaki eğitimine iştirak etmek için izin verilmesi gerektiği yönündeki iddialarına mevzuatta bu konuda bir düzenleme bulunmaması nedeniyle itibar edilmeyerek hakkında tesis edilen işlemin kanuna ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 

(AYİM.2.D.3.5.2000;E.1999/590,K.2000/423) 

Avukata Sor!